Her yıl ocak ayında karşımıza çıkan Veganuary, insanların bir ay boyunca vegan beslenmeyi denemelerini teşvik eden küresel bir harekettir. 2014 yılında İngiltere’de başlayan bu kampanya, bugün milyonlarca insanın bitkisel beslenmeyle tanışmasına aracılık ediyor.
Ancak Veganuary, sadece “bir ay et yememek” değildir. Ve veganlık, takvimle sınırlanabilecek bir tercih hiç değildir.
Veganuary çoğu zaman “kendine meydan okuma”, “deneme süreci” ya da “küçük bir adım” gibi anlatılır. Biz burada biraz durmak istiyoruz.
Veganlık; bir diyet trendi, bir arınma programı ya da geçici bir deney değildir.
Veganlık, hayvanların yaşam hakkını merkeze alan etik bir duruştur. Yani mesele tabağımızdan neyi çıkardığımız değil, neyi kabul etmediğimizdir.
Evet, bitkisel beslenmeye geçişte insanlar farklı yerlerden başlıyor olabilir. Ama hayvan sömürüsünü “biraz azaltmak”, onu hâlâ kabul edilebilir bir yerde tutar.
Bir ay boyunca vegan beslenip, şubat ayında her şey eskisi gibi devam ediyorsa, sorun çözülmüş olmaz, sadece ertelenmiş olur.
Veganuary’yi değerli kılan şey; “azaltmak” değil, farkındalık yaratma potansiyelidir.
Hayvanların gıda, giyim, eğlence ya da deney nesnesi olmadığını ilk kez gerçekten görmek…
İşte dönüşüm orada başlar.
Veganuary’yi küçümsemiyoruz. Aksine, doğru yerden bakıldığında güçlü bir kapı aralayabileceğini biliyoruz.
Ama o kapıdan içeri girmek gerekir.
Veganuary;
Bir tanışma olabilir. Ama hedef, tanışıp kalmak değil, ilişkiyi sürdürmektir.
Biz Veganistasyon’da veganlığı “daha az zarar” üzerinden değil, zararı reddetmek üzerinden anlatıyoruz.
Çünkü hayvanların yaşamı, pazarlık konusu değildir. Çünkü etik, takvime bağlı olmaz.
Veganuary’yi bir ayla sınırlı bir kampanya olarak değil, bir duruşu keşfetme çağrısı olarak görüyoruz.
Eğer bu ay bir şey fark ettiysen, eğer “aslında başka türlü de mümkünmüş” dediysen… Orada durma.
Veganlık bir ay sürmez. Bir etik duruş, takvimle sınırlanmaz.
Biz Veganistasyon olarak buradayız: Bilgiyle, ürünle ve dayanışmayla. Çünkü veganlık yalnız yürünecek bir yol değil.🌱